Kordon Kanın Faydaları



Günümüzde kordon kanı sayesinde birçok insan rahat ediyor.
Türk Alman Jinekoloji Eğitim ve Araştırma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, daha çok doğumdan sonra saptanan hastalıklarda kullanılan kordon kanının, artık kemik iliği naklinin yerini aldığını söyledi.

Kordon kanından elde edilen kök hücre ile doku mühendisliği yöntemleri kullanılarak, ihtiyacı olan kişilere kas, kemik, kıkırdak dokuları, kalp kapakçığı, mesane gibi doku ve organ parçaları üretilebilir hale geldi.

IX. Türk Alman Jinekoloji Kongresi’nde konuşan Türk Alman Jinekoloji Eğitim ve Araştırma Vakfı (TAJEV) Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaya başlanan kök hücrenin, anne karnındaki bebeklere de uygulanabileceğini söyledi.

Yeni doğan bebeklerin, anneden ayrıldıktan sonra kalan göbek bağı ve eş denilen plasenta içindeki kanın zengin bir kök hücre kaynağı olduğunu belirten Ünlü, göbek bağındaki (kordon kanı) kök hücreler ile şu an yaklaşık 80 hastalığın tedavi edilebildiğini anlattı. Ünlü, kordon kanının yüzde 97′sinin hala atıldığını ve bu nedenle de hastaların tedavi şanslarını yitirebildiğini ifade etti.

Kök hücrelerin bulunabilirliğini arttırmak ve tüm topluma ulaştırmak için, kordon kanını toplamak ve çiftleri kordon kanı bankacılığı hakkında yeterli bilgilendirmek için çaba harcanması gerektiğini dile getiren Ünlü, bu hücrelerin kanser, bağışıklık sistemi ve genetik ile ilgili birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını söyledi.

Ünlü, kordon kanlarından elde edilen kök hücreler ile doku mühendisliği yöntemleri kullanılarak ihtiyacı olan kişilere kas, kemik, kıkırdak dokuları, kalp kapakçığı, mesane gibi doku ve organ parçalarının üretilebilir hale geldiğini belirtti.

Kordon kanı kök hücrelerin kolay bulunabilmesi için önerilen yöntemin, doğumdan sonra alınacak göbek bağı kanlarının özel veya kamuya ait kordon kanı bankalarında toplanması şeklinde olduğunu ifade eden Ünlü, daha sonra ihtiyaç duyan kişilerin bu bankalara başvurarak kendisine en uygun kanı bulabileceğini anlattı.

Kordon kanının, kemik iliği naklinin yerini aldığını, kolay alınması ve ulusal bankalarının oluşması ile de kolay ulaşılabilir hale geldiğini anlatan Ünlü, şunları söyledi: ”Günümüzde anne babası bir hastalık için taşıyıcı olan ve bu nedenle anne karnında yapılan tetkiklerde hasta olduğu saptanan bebeklerin daha doğmadan kök hücre ile tedavisi gündeme gelmiştir. Bazı bağışıklık sistemi bozukluklarının, bebeğin anne karnında iken tedavi edilmesi bu alanda yeni ufuklar açmıştır. Genetik hastalığı olan çocuklara normal genetik yapıya sahip kök hücrelerin verilmesi eksik veya bozuk olan genlerin işlevlerinin bir kısmını sağlayarak hastalığın iyileştirilmesine veya daha hafif şiddette yaşanmasına olanak sağlayabilir.

ANNE KARNINDA HÜCRE TEDAVİSİ

Yine hasta çocuğun daha anne karnında iken alınan kanı, dış dünyada işlenerek bozuk veya eksik olan genlerin yerine yenisinin eklenmesi, kök hücrelerin farklı organ ve doku yapılarına dönüşmesi için uygun komutlar verilerek oluşturulmuş bu kök hücrelerin yine hasta çocuğa daha anne karnında geri verilmesi planlanmaktadır. Bu yöntem ile hem doku uyumu sayesinde kök hücrelerin hasta çocuk tarafından kabulü kolaylaşacak hem de organların daha oluşum aşamasında tedavisi sağlanacaktır. Yine hasta çocuktan gebelik devam ederken alınan kök hücreleriyle oluşturulacak dokular ve organlar ile çocuk doğduktan hemen sonra yapılacak ameliyatlarla hasta dokuların değiştirilebilmesi mümkün olacaktır. Bu durum hastaların kendilerine uygun organ arama ihtiyacını ortadan kaldırmakta ve erken tedavi ile vücuttaki diğer organlarda oluşacak hasarın önüne geçilebilmektedir.”

Prof. Dr. Ünlü, kongrede ‘Or Ready’ ‘Ameliyathane Hazır mı?’ inisiyatifinin de görüşüldüğünü ifade ederek, “Or Ready, ameliyathane güvenliğini en üst seviyeye çıkaran bir proje. Dünyada yılda 250 milyon ameliyat yapılıyor ve bu ameliyatların yüzde 2 ya da 3’ü yanlış ameliyat. 6 milyon hastaya yanlış ameliyat yapılıyor” diye konuştu.

AMELİYATHANEDE ‘UÇAK HAVALANMAYA HAZIR’ KOMUTU

Kongrenin Onursal Başkanı ABD Stanford Üniversitesi’nden Prof. Dr. Camran Nezhat da ‘Or Ready’ inisiyatifini “Nasıl bir uçakta pilotun check list’i vardır, aynı şekilde cerrah operasyona başlamadan önce tüm ameliyathaneyi kontrol etmelidir. Örneğin güvenlik soruları vardır. Hastanın adını, hangi tarafının ameliyat edileceğini sözel olarak söylemelidir. ABD’de mesela birçok insanın adı Bob Smith. Düşünün bir hastanede bu isimde birçok hasta olduğunu. Or Rready yanlışlığı önleyecek bir inisiyatif. Mesela ameliyatta bir kanama başladı. Bu durumda kanamayı durduracak aletin çalışmaması kabul edilebilecek bir şey değildir. Her şey ameliyat öncesi kontrol edilmeli. Ve sonra ameliyata başlamalısın. Uçak havalanmaya hazır komutunu verilmesi gibi” sözleri ile açıkladı.

ROBOTİK CERRAHİDE BÜYÜK KESİLER YOK

Robotik cerrahinin dünyada tanınmış isimlerinden biri olan Prof. Dr. Camran Nezhat, dünyada tüm akademik merkezlerde majör kesikler olmadan ameliyat yapılmasının daha iyi bir yöntem olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nezhat, “Kadın, erkek ve çocuklar için büyük kesilerden çok ufak deliklerden girilerek ameliyat edilmek çok daha iyi bir durum. Dünyada yüzde 70 abdominal ameliyatlar büyük kesilerle yapılıyor. ABD’de hala majör abdominal kesilerle ameliyat yapılmaktadır. Biz 20 yıldan daha fazla süre önce erkeklerde barsak kanseri ve kadınlarda farklı hastalıklarda küçük delikler açarak ameliyat yapmayı başardık. Ameliyatların büyük çoğunluk açık ameliyat olarak yapılmaktadır ve bunun nedeni, bu yöntemi uygulayacak doktor sayısının azlığı ve yeterince teknik geliştirilmemesi. Videolar, robotlar bu yönde geliştirilmiş bazı enstrümanlar” şeklinde konuştu.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eray Çalışkan ise anne karnında kök hücre tedavisi ile ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi. Doç. Dr. Çalışkan, anne karnında kök hücre naklinin mümkün olduğunu da belirterek, “Kordon kanından kök hücre verilebilir. Deneme aşamasında olan bazı hastalıklar var. Anne karnında lösemi hastası veya Down sendromu olan çocuklar var. Bu tür vakalara doğmadan önce müdahale edilmesi önemli” diye konuştu.

ULUSAL KORDON KANI BANKASI OLUŞMALI

Prof. Dr. Ünlü, kordon kanının çok kıymetli olduğunu hatırlatarak, “TAJEV olarak diyoruz ki, devlete ait bir kordon kanı bankası olsun. Ve hastalığı olanlarda kullanılabilsin. İşte kordon kanı bankacılığında olması gereken nokta budur. Bir ticari araç değil, Ulusal Kordon Kanı Bankası oluşmalı” dedi.

Türk Alman Jinekoloji Vakfı Genel Sekreteri Doç. Dr. Kubilay Ertan da, doğum sonrası çöpte toplanan plasentanın çok değerli olduğunu, Almanya’da da kordon kanı bankası ile ilgili çalışmaların devam ettiğini belirtti. Doç. Dr. Ertan ayrıca Almanya’da 43 robotik merkez bulunduğunu, pek çok hastanede robotik cerrahi kullanma yaklaşımı olmadığını söyledi.

SAĞLIK BAKANLIĞI ÇALIŞMA YAPIYOR

TAJEV Üyesi Operatör Dr. Şenol Kalyoncu ise Sağlık Bakanlığı’nın kordon kanı bankası ile ilgili ciddi bir çalışması bulunduğunu, proje aşamasında olan çalışmaya göre, doğan her bebeğin kordon kanının ailenin izni ile alınacağını bildirdi.


Gebe Kadınlar Bitkisel İlaç Kullanabilir mi?



Anne adayları hangi bitkisel ilaçları kullanabilir?

Anne adayları 9 ay boyunca sıkıntılı günler geçirdikleri için çeşitli haplar ile kendilerine yardımcı olacak ağrı kesici,güç verici,rahatlatıcı ilaçlar kullanıp kullanmamakta tereddüt ederler.Acaba zarar verir mi bebeğime diye düşünürler.İşte size detayı olarak açılıyoruz yazımızı baştan sonra kadar okuyunuz ve aklınızdaki tüm tereddütleri bu sayede gideriniz anne adayları.

Hamilelik döneminde kullanılan bitkisel ilaçlarla ilgili Norveç’te 578 kişide sorgulama tekniğiyle yürütülen bir çalışmada, katılanların yüzde 57,8’lik bir kısmının hamilelik döneminde bitkisel ilaç kullandığı tespit edilmiş. Bitkisel ilaçlar özellikle sabah bulantılarının önlenmesi, üriner enfeksiyon tedavisi ve doğumu kolaylaştırma amacıyla kullanılmış. Katılanların yaklaşık yüzde 60’ının sabah bulantılarını önlemek ve sindirim sorunlarını çözmek üzere zencefil kullandığı tespit edilmiş. Sabah bulantılarının önlenmesinde zencefil kullanılması dünya genelinde yaygın bir uygulama. Gerek etkinliği ve gerekse güvenilirliği bilimsel ölçekte çeşitli klinik çalışmalarla da doğrulanmış. Hamilelerde genel olarak uygulanan miktar günde iki defa yarım gram kuru zencefil ya da eşdeğer miktar tableti. Bu miktarda kullanıldığında herhangi bir olumsuz klinik bildirim bulunmuyor. Ancak bir gramın üzerinde miktarlarda kullanıldığında rahim hareketlerini artırabileceği ve dolayısıyla düşük riskinin artabileceği bildiriliyor.

Papatyanın türü çok önemli

Norveç’teki çalışmaya katılanların yüzde 44’ünün idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kranberi uyguladığı görülüyor. Kranberinin hamilelikte kullanımıyla ilgili bilimsel tasarımlı bir klinik çalışmada kranberi kullanımıyla cenin ya da hamilelik süreciyle ilgili herhangi bir olumsuzluk gözlenmediği bildirilmekle beraber araştırmaya katılan 188 gönüllüden 73’ü (yüzde 39) mide şikayetleri nedeniyle uygulamadan çekilmiştir. Bu nedenle kranberi uygulamalarında meyvesinin suyu yerine kranberi meyve özütü taşıyan kapsüllerin kullanılması tercih edilebilir. Çalışmada yer alan diğer bitkiler; doğumu kolaylaştırmak, rahimi güçlendirmek ve doğum sırasında kanamayı azaltmak için böğürtlen yaprağı (yüzde 24) [asla erken dönemde kullanılmamalı, 8 aydan sonra]; rahatlatmak ve sindirime yardımcı olmak üzere papatya (yüzde 13); sabah bulantısı ve sindirimi kolaylaştırmak için tıbbi nane (yüzde 10), soğuk algınlığı tedavisi ve bağışıklık sistemini desteklemek üzere ekinezya (yüzde 5).

Papatya gerek anne ve gerek bebekler için güvenilir bir bitkidir. Hafif yatıştırıcı etkisinin yanı sıra gaz giderici, ödem söktürücü özellikleri ile hamilelik döneminde kullanılması önerilmektedir. Ancak annenin polen alerjisi geçmişi varsa kesinlikle papatya kullanmaması gerekir. Dikkat edilmesi gereken bir başka önemli husus ise doğru papatya türü yani mayıs papatyası ya da Alman papatyası (Matricaria recutita) olduğundan emin olunmalıdır. Papatya benzeri bazı bitkilerde bulunan pirazolidin alkaloitleri nedeniyle bebeklerde karaciğer damar tıkanması (HVO) neticesi zehirlenme ve hatta ölümlere yol açabildiği bilinmektedir. Bu nedenle açıkta satılan ürünlerden kaçınılmalı, mutlaka güvenilir firmaların ürünleri kullanılmalıdır.

Polen alerjisi olanlar dikkat etmeli

Hamilelik döneminde gelişen enfeksiyonlu hastalıklarda antibiyotik ve diğer ilaçların kullanılması olası riskleri nedeniyle tercih edilmez. Ancak annenin sağlığı için gerekli durumlarda kullanılması zorunludur. Bu bakımdan hamilelik döneminde basit önlemler ile mümkün olduğunca enfeksiyon gelişiminden korunmak akılcı bir yaklaşım olacaktır. Ekinezya tablet ya da şurup ürünlerinin hamilelik döneminde kullanılması genellikle güvenli kabul edilmektedir.

Avustralya’da yürütülen bir çalışmada, hamileliği sırasında ekinezya kullanan 206 kadında hamileliği süresince ve yenidoğanda herhangi bir olumsuz etki görülmemiştir. Hatta bu hamilelerden 112’sinin ekinezyayı en hassas dönem olarak bilinen ilk üç aylık süreçte kullandığı bildirilmektedir. Ancak deney hayvanları üzerinde yürütülen bazı çalışmaların sonuçları ihtiyatlı olunmasını gerektiğini düşündürmektedir. Yine de söz konusu olabilecek risklerin antibiyotik ve diğer ilaçların kullanılmasına göre çok daha düşük olacağını düşünüyorum. Diğer taraftan ekinezya da papatyanın akrabası olduğu için polen alerjisi olanların dikkatli olması gerekir.

Sonuç olarak hamilelik süresince hangi bitkisel ürünlerin hatta besinlerin bile güvenle kullanılabileceği hususunda tatminkar veriler bulunmamaktadır. Bitkisel ilaçların da gerek anne sağlığı ve gerekse cenin üzerinde ya da yeni doğanlarda bazı riskleri bulunabileceği asla göz ardı edilmemelidir. Dolayısıyla bu dönemlerde çevreden duyulan veya yazılı ya da görsel medyada sözde uzmanlar tarafından yapılan gelişigüzel önerileri, bitkisel de olsa uygulamamak en doğru yaklaşım olacaktır.


Tags: