Hayat Kimlere Sürpriz Yapıyor



Bilgisayardaki zip dosyaları gibiyim. Bir tıklıyorsun, içimden onlarca klasör çıkıyor. Bu kadar yaşamak gerekir miydi? Gerekiyormuş demek ki!

Hayat Kimlere Sürpriz Yapıyor?

Biraz daha sakin ve basit bir hayatım olsaydı, daha çok şey istemeye hakkım olur muydu? O kadar fazla ve yük dolu ki küfem, hayat sunacak bir mucize bulamıyor olabilir.

Bir film seyrettim bugün ve bunları düşündüm. Sakin, dingin ve geleneksel yaşanılan hayatların, o hayatlara doğan çocukların ve o huzurda büyüyen insanların yaşamlarını anlatıyordu. Sonra gün geliyor ve bir mucizeyle karşılaşıyorsun. Her şey dümdüz giderken, bütün ömrünü değiştirecek bir olay yaşıyorsun.

Bir aşk filminde salya sümük ağladıktan sonra, “neden benim başıma hiç böyle bir şey gelmedi? Zaten bunlar hep filmlerde olur!” dediniz mi? Bir yerlerden bir prens çıkagelir, güzeller güzeli kızı delice sever ve mutlu sona ererler. Güncel hale gelmiş, modernize edilmiş hikayeler ise, filmlere yansır ve biz ağlayarak seyrederiz. İçten içe başrol oyuncusunun yerinde olmak isteriz. Biri bizi öyle sevmelidir! Gönül bunu ister!

İşte buna benzer şeyler düşündürttü bu film bana! Böyle büyük güzellikleri hak etmek mi gerekiyor? Karnesine takdir getiren, sınıfta uslu olan, ailesinin sözünü dinleyen çocukların, sene sonunda bilgisayar alınarak ödüllendirilmesi gibi; hayat da bizim ne kadar uslu durduğumuza mı bakıyor?

Maceracı, asi, başına buyruk ve deneyerek öğrenenlerdenseniz, muhtemelen başınızı çok defa belaya sokmuş ve bir şekilde çıkmışsınızdır. Görmüş, geçirmiş, dolu dolu yaşamışsanız; çoğunluğa aykırı bir hayat seçmişsinizdir. İdealiniz uğruna tabuları yıkmış, olmaz denileni başarmışsanız, yüzünüzde olmayacak yaşta çizgiler ve gözlerinizde tecrübenin izleri vardır.

Çok şeyi, hızla ve yaşayarak öğrenmişseniz, cebiniz dersler ve anılarla doludur. Sürekli mücadele ederek, savaşarak, direnerek ve ayaklarınızın üstünde durarak ama istekleriniz için dayanarak belli bir yaşa gelmişseniz; sırtınızdaki küfe ağırlaşmıştır. Dilinizde bilgece laflarınız vardır.

İşte bu yüzden, hayat bizim gibilere sürprizler sunmak konusunda biraz çekimser davranabilir. O da düşünüyordur; bu saatten sonra bizi ne şaşırtabilir ki? Renklerle bezenmiş bir hayat defteriniz varsa, siz zaten kendi mucizelerinizi yaratmayı öğrenmişsinizdir ve yine yaparsınız. Gerçekleşen rüyalar, mucizeler, buna gerçekten ihtiyacı olanlara gidiyordur belki de, kim bilir


Kalbim Kırık Kalsın



Seni sevmekti beni özgür kılan, o yüzden hala bu aşka tutunuyorum. Aslında, bende seni öldürecek başka bir sevdaya çarpmadığım için henüz, hala sana kanamakta gönlüm!

Kalbim Kırık Kalsın!

Sen yüreğimin bir türlü bulunmayan adresinde, çocukluğuma ait bir iz gibisin. O günlere ait bir koku, bir şarkı, bir ses gibi; sen geçmişim gibi, hiç koparamadığım bir yerimsin.

Seni sevdiğimi inkar etmek, kendimden kaçmaktır. Nasıl becerir insan bunu? Nasıl saklanırsın kendinden? Kendini sobelemeden yaşamak mümkün mü? Mümkünmüş, sana bakınca anlıyorum!Sessiz, sözsüz, ıssız vurgunumsun benim. Hiç sabahı olmayan bir gece gibi, bir türlü okuyup bitiremediğim bir kitap gibi, başucumda tozlanarak duruyorsun.

Zaman geçtikçe daha iyi anlıyor insan kalbinin acısını ve senden kalan ne varsa, daha fazla vuruyor yüreğimi. Gelecek zamanlara ait düşlerim yok, zaten gerek yok! Nereye giderse bu şehrin suyu, ben de onunla akacağım.

Bugün henüz gelmemişti, dünlerde bir yerde sana ait hayallerim vardı; olmadı! Demek ummakla olmuyormuş; akışına bırakmalı!

Hayat insana neler getiriyor, değil mi? Kimin aklına gelirdi böyle savrulacağımız? Kimin dili varırdı, ayrılığı bizimle aynı cümle içinde kullanmaya? Şimdi ne basit söyleniyor, değil mi? Ayrıldılar! Ayrıldık! Evde ekmek bitmiş gibi, ayakkabın eskimiş gibi, dile öyle yavan bir sözcük oturuyor işte: Ayrıldık!

Kalbim kırgın hala, sakın düzeltmeye çalışma, bırak öyle kalsın! Kendini onarmaya çalışan kalplerin daha çok kırıldığını bilirim. Savrulur rüzgara kapılıp insan, gönül nereye konar belli olmaz. Sonra daha acı anıları kalır aklında geçmişin. Bırak kalbim kırık kalsın, kalsın ve hep hatırlasın!

Aklım, kalbimin çektiklerinden ders alsın ki; bir daha aynı hataları yapmasın. Biraz çizik olsun yüreğim, ne çıkar? Araba değilim ki, hasarsızlığım para etsin. Aksine, yaşadıkça lezzetlenirim.

Kalbim dağınık kalsın benim, çalışma odam, mutfakta duran kahve fincanlarım dağınık kalsın. Yatağım bozuk olsun, kül tablasında bir sigara izmariti dursun. Yüreğim gibi, biraz kırık olsun aklım ki; yaşadığımı anlayayım ve yaşadıklarıma bir anlam katayım!